Startup Kurucularının Bilmesi Gereken 10 Altın Kural

Silikon Vadisi’nden İstanbul’daki kuluçka merkezlerine kadar uzanan o ışıltılı “başarı hikayeleri“ni hepimiz biliyoruz. Milyar dolarlık değerlemeler, havalı ofisler ve dünyayı değiştiren uygulamalar… Ancak buzdağının görünmeyen yüzünde, sessizce batan binlerce girişim yatıyor. İstatistikler acımasızdır; yeni kurulan startupların yaklaşık %90’ı ilk 5 yıl içinde başarısız oluyor. Peki, o %10’luk dilime girip hayatta kalanların sırrı ne? Sadece şans mı, yoksa dâhiyane bir fikir mi? Cevap genellikle ikisi de değil; cevap, özellikle startup kurucularının oyunun kurallarını doğru oynamasında gizli.

Girişimcilik, belirsizliklerle dolu bir okyanusta pusulasız yol almaya benzer. Bu yolculukta sadece teknik bilgiye veya kod yazma becerisine sahip olmak yetmez; aynı zamanda duygusal dayanıklılığa, stratejik zekaya ve insan yönetimi sanatına hakim olmak gerekir. Çoğu kurucu, ürününe o kadar odaklanır ki, geminin gövdesinde açılan delikleri (nakit akışı, ekip uyumsuzluğu, pazar ihtiyacı) fark edemez. Başarı, mükemmel bir fikirden ziyade, mükemmel bir uygulamadan (execution) gelir.

startup kurucuları rehberi

İşte hayatta kalmak, büyümek ve o istatistik eğrisini bükmek için startup kurucularının bilmesi gereken 10 altın kural:

  1. Ortağını Eş Seçer Gibi Seç
  2. Mükemmel İyinin Düşmanıdır: MVP (Minimum Uygulanabilir Ürün) ile Çık
  3. Nakit Kraldır (Cash is King): Finansal Okuryazarlık
  4. Kullanıcıyı Dinle, Egoyu Sustur
  5. Hızlı Hata Yap, Hızlı Öğren (Fail Fast)
  6. Pivot Etmekten Korkma
  7. Ekip Kültürü Stratejiyi Kahvaltıda Yer
  8. Yatırımcı Aramadan Önce Müşteri Bul
  9. Pazarlama Ürünün Bir Parçasıdır
  10. Dayanıklılık (Resilience): En Büyük Yetenek
startup kurucuları için ipuçları

Fikrine Değil, Çözdüğün Probleme Aşık Ol

Girişimcilik dünyasında en sık yapılan ve en ölümcül hata, kurucunun kendi fikrine körü körüne aşık olmasıdır. “Bu fikir dünyayı değiştirecek” diyerek yola çıkan birçok girişimci, pazarın o fikre ihtiyacı olup olmadığını sorgulamayı unutur. Oysa başarılı startuplar, bir “fikir”den değil, can yakıcı bir “problem“den doğar. Eğer odak noktanız çözümünüz (ürününüz) ise, pazar size “hayır” dediğinde duvara toslarsınız. Ancak odak noktanız “problem” ise, çözümünüzü pazarın isteğine göre değiştirebilir (pivot edebilir) ve hayatta kalırsınız.

Müşteriler sizin teknolojinizle, yazdığınız kodun temizliğiyle veya ofisinizin manzarasıyla ilgilenmezler. Onlar sadece kendi hayatlarındaki bir acının dinmesini veya bir ihtiyacın giderilmesini isterler.

  • Uber taksi bulma çilesini,
  • Airbnb pahalı otel problemini,
  • Slack ise e-posta karmaşasını çözdüğü için başarılı oldu.

Fikrinize aşık olduğunuzda eleştirilere kulağınızı tıkarsınız; probleme aşık olduğunuzda ise eleştirileri birer gelişim fırsatı olarak görürsünüz.

startup kurucularına ipuçları

Bu yüzden, kod yazmaya veya ofis tutmaya başlamadan önce sokağa çıkın. Potansiyel müşterilerinizle konuşun. Onların “gerçekten” neye para ödemeye hazır olduklarını anlayın. Startup kurucularının bilmesi gereken en temel gerçek şudur: Pazarın ihtiyacı olmayan bir ürünü üretmek, zamanın ve paranın en büyük israfıdır. “Product-Market Fit” (Ürün-Pazar Uyumu) yakalanmadan gaza basmak, duvara daha hızlı çarpmaktan başka bir işe yaramaz.

Bir startup kurmak, bir evlilikten farksızdır; hatta bazen daha streslidir. Ortağınızla (co-founder) günde 15 saat geçirecek, kriz anlarında omuz omuza verecek ve maddi-manevi zorlukları birlikte göğüsleyeceksiniz. Startupların batış nedenleri arasında “kurucu ortak anlaşmazlıkları” her zaman ilk 3 sıradadır. Sadece “en iyi arkadaşım” olduğu için veya “yazılım biliyor” diye biriyle ortak olmak, saatli bombanın pimini çekmektir.

Ortağınızı seçerken yeteneklerinizin örtüşmesine değil, birbirini tamamlamasına dikkat edin. Eğer siz harika bir pazarlamacıysanız, diğer ortağın teknik bir deha olması idealdir. İki pazarlamacı veya iki yazılımcı, işin diğer kanadını eksik bırakır. Ancak yetenekten de önemlisi, vizyon ve değerlerin uyuşmasıdır. Zor zamanlarda etik duruşunuz, çalışma disiplininiz ve hedefleriniz aynı değilse, ilk fırtınada gemi su alacaktır.

startup kurucuları için yol haritası

Mükemmeliyetçilik, startup dünyasında bir erdem değil, bir fren mekanizmasıdır. Ürününüzün her özelliğiyle kusursuz olmasını bekleyerek aylarca, hatta yıllarca kapalı kapılar ardında çalışmak, büyük bir risktir. Çünkü aylar sonra ürünü çıkardığınızda, kimsenin onu istemediğini fark edebilirsiniz. Bunun yerine “Minimum Viable Product” (MVP – Minimum Uygulanabilir Ürün) felsefesini benimsemelisiniz. MVP, ürünü “çalışır” kılan en temel özelliklerle piyasaya sürmek demektir.

MVP ile çıkmak size iki şey kazandırır:

  • Hız ve
  • Veri.

Hız kazanırsınız çünkü rakipleriniz mükemmeli ararken siz pazarda yerinizi alırsınız. Veri kazanırsınız çünkü gerçek kullanıcıların geri bildirimleriyle ürününüzü geliştirirsiniz. Reid Hoffman‘ın meşhur sözünü unutmayın: “Eğer ürününüzün ilk versiyonundan utanmıyorsanız, piyasaya çıkmakta geç kalmışsınız demektir.” Yolda düzeltmek, hiç yola çıkmamaktan iyidir.

co-founder ipuçları

Bir startup’ın yakıtı paradır ve yakıt bittiğinde, araba ne kadar lüks olursa olsun yolda kalır. Birçok kurucu, sadece ürün geliştirmeye odaklanıp finansal tabloları muhasebeciye bırakma hatasına düşer. Oysa startup kurucularının bilmesi gereken en kritik metrikler “Burn Rate” (Aylık Nakit Yakma Hızı) ve “Runway“dir (Kalan Nakitle Kaç Ay Yaşanabileceği). Hesabınızda ne kadar para olduğunu ve bu paranın sizi ne kadar götüreceğini günlük olarak bilmek zorundasınız.

Özellikle erken aşamada gereksiz harcamalardan (lüks ofis mobilyaları, pahalı lansmanlar, gereğinden fazla personel) kaçınmak hayati önem taşır. “Bootstrapping” yani dış yatırım almadan, kendi öz kaynaklarınla ve müşteriden gelen parayla büyümek, sizi yatırımcılara karşı daha güçlü kılar. Para bittiğinde vizyonunuzun bir önemi kalmaz; bu yüzden nakit akışını yönetmek, kod yazmak kadar asli görevinizdir.

girişimcilere tavsiyeler

Müşteri geri bildirimi (feedback), bir startup için oksijen gibidir. Ancak burada ince bir çizgi vardır: Müşterinin “dediğini” yapmakla, “demek istediğini” anlamak arasındaki fark. Bazen kullanıcılar bir özelliğin değişmesini ister, ama asıl sorun bambaşka bir yerdedir. Kurucu olarak göreviniz, bu geri bildirimleri filtreleyip, veriye dayalı kararlar almaktır.

En büyük tehlike ise egodur. Bir kullanıcı ürününüzü eleştirdiğinde savunmaya geçmek yerine, “Bunu neden böyle hissettin?” diye sormak gerekir. Ürününüz sizin bebeğiniz olabilir ama kimse sizin bebeğinizi sevmek zorunda değil. Eğer kullanıcılar ürünü kullanmıyorsa, sorun kullanıcıda değil, üründedir. Egoyu kapıda bırakıp veriyi içeri alanlar kazanır.

Silikon Vadisi’nin mottosu “Fail fast, fail often” (Hızlı bat, sık bat) aslında başarısızlığı değil, öğrenme hızını kutsar. Hata yapmak, denediğinizin kanıtıdır. Ancak buradaki kilit nokta, hatayı küçük ölçekte yapmak ve o hatadan ders çıkarıp aynı hatayı tekrarlamamaktır. Bir özelliği geliştirmek için 6 ay harcayıp başarısız olmak felakettir; ama 1 hafta harcayıp başarısız olmak bir deneydir.

KariyerYOL okuyucularına tavsiyemiz, başarısızlığı bir son olarak değil, bir veri noktası olarak görmeleridir. Her “hayır” cevabı, her çalışmayan kod, her iptal edilen üyelik size neyin çalışmadığını öğretir. Başarılı kurucular, hatalarının enkazı altında kalanlar değil, o enkazın üzerine basıp yükselenlerdir.

girişimciler için rehber

Yola çıktığınız harita, arazinin kendisine uymayabilir. Instagram ilk kurulduğunda “Burbn” adında karmaşık bir konum bildirme uygulamasıydı. Kurucular, insanların sadece fotoğraf filtrelerini sevdiğini fark edince tüm diğer özellikleri atıp sadece buna odaklandılar (Pivot ettiler) ve tarih yazdılar. Pivot, vizyonu değiştirmeden stratejiyi değiştirmektir.

Başlangıçtaki fikrinizde ısrar etmek bazen “kararlılık” değil, “inatçılık”tır. Veriler size yolun sonunun uçurum olduğunu gösteriyorsa, direksiyonu kırmaktan korkmayın. Esneklik (agility), bir startup’ın hantal kurumsal şirketlere karşı en büyük silahıdır. Değişime direnen değil, değişime öncülük eden hayatta kalır.

Peter Drucker’ın bu ünlü sözü, startup kurucuları için iki kat geçerlidir. Harika bir iş planınız olabilir, ama onu uygulayacak doğru ekibiniz yoksa o plan sadece bir kağıt parçasından ibarettir. İlk 10 çalışanınız, şirketinizin DNA’sını belirler. Bu insanlar sadece yetenekli olmamalı, aynı zamanda sizinle aynı tutkuyu paylaşmalıdır. Çünkü startup ekosistemi ve ortamı kaotiktir; mesai saatleri yoktur, görev tanımları belirsizdir.

Kültür, siz odada yokken insanların nasıl davrandığıdır. Zehirli (toksik) bir çalışanı, ne kadar yetenekli olursa olsun ekipte tutmak, bir kasa elmanın içine çürük elma koymak gibidir; sonunda herkesi çürütür. İşe alırken karakteri, yeteneğin önünde tutun. Yetenek öğretilebilir, ama karakter ve tutku öğretilemez.

startup kurucularına tavsiyeler

Yatırım almak bir amaç değil, bir araçtır. Birçok girişimci, şirket kurar kurmaz yatırımcı sunumu (pitch deck) hazırlamaya başlar. Oysa en iyi yatırımcı, müşteridir. Müşterisi olan, faturası kesilen, nakit akışı dönen bir şirketin yatırımcı kovalamasına gerek kalmaz; yatırımcılar onu kovalar.

Henüz ürün-pazar uyumunu yakalamamışken yatırım almak, şirketin hisselerini ucuza satmak ve erkenden büyük bir baskı altına girmek demektir. Önce kendi yağınızla kavrulun, iş modelinizi kanıtlayın. Yatırımcı karşısına “Bir hayalim var” diye değil, “Çalışan bir işim var, büyütmek için yakıta ihtiyacım var” diye çıktığınızda, masadaki eliniz çok daha güçlü olacaktır.

Mühendis kökenli startup kurucularının en sık düştüğü yanılgı: “İyi ürün kendi kendini sattırır.” Ne yazık ki, bu bir şehir efsanesidir. Dünyanın en iyi ürününü yapsanız bile, kimse ondan haberdar değilse başarısız olursunuz. Pazarlama ve satış, ürün geliştirme bittikten sonra başlayan bir süreç değil, ürünle paralel yürüyen bir süreçtir.

İlk günden itibaren hikayenizi anlatmaya başlayın. Sosyal medya pazarlamasını, içerik pazarlamasını ve networking‘i aktif kullanın. Müşteriye ulaşma maliyetinizi (CAC) ve müşteri yaşam boyu değerini (LTV) hesaplayın. Startup kurucularının bilmesi gereken gerçek şudur: Dağıtım kanalları, en az ürünün kendisi kadar önemlidir.

startup kurucuları için öneriler

Ve son olarak, tüm teknik bilgilerin ötesinde, sizi ayakta tutacak tek şey: Dayanıklılık. Startup yolculuğu düz bir çizgi değildir; inişli çıkışlı bir hız trenidir (roller coaster). Bir sabah çok büyük bir anlaşma yapıp dünyanın zirvesinde hissedebilir, öğleden sonra kilit bir çalışanın istifasıyla dibe çakılabilirsiniz. Bu duygusal dalgalanmaları yönetebilmek, kurucunun en büyük sınavıdır.

Reddedilmek, parasız kalmak, anlaşılmamak… Bunlar sürecin doğal parçalarıdır. Airbnb kurucuları fikirlerini finanse etmek için mısır gevreği sattılar. Elon Musk’ın roketleri defalarca havada patladı. Vazgeçmeyenler, sadece inat edenler değil, her düşüşten sonra ayağa kalkıp “Sırada ne var?” diyebilenlerdir. Zihinsel sağlığınızı koruyun, kendinize zaman ayırın ve bu maratonun bir sprint olmadığını unutmayın.

Sonuç: Startup Kurucularının Bilmesi Gerekenler

Girişimcilik, herkesin harcı olmayan, cesaret ve tutku gerektiren zorlu bir yolculuktur. Ancak doğru zihniyet ve stratejilerle donandığınızda, dünyanın en tatmin edici serüvenine dönüşebilir. Bu yazıda paylaştığımız 10 altın kural, size başarının garantisini vermez; ancak başarısızlık riskinizi minimize eder ve fırtınalı denizlerde pusulanız olur.

KariyerYOL ailesi olarak, içinizdeki o kıvılcımın bir yangına dönüşmesini heyecanla izliyoruz. Fikrinize güvenin ama veriye daha çok güvenin. Hayal kurun ama ayaklarınız yere bassın. Ve en önemlisi, yolculuğun tadını çıkarın; çünkü başarı varılan nokta değil, yolda öğrendiklerinizdir.

Yorum yapın