İçindekiler
İş dünyasına adım attığımız ilk günden beri kulağımıza fısıldanan o eski, zehirli masalı bilirsiniz: “Kariyer ormanında hayatta kalmak için acımasız olmalısın.” Nazik olursan ezilirsin, yardımsever olursan kullanılır, dürüst olursan geride kalırsın… Yıllarca bize “başarının” ancak başkalarının omuzlarına basarak elde edilebileceği empoze edildi. kariyeryol.com olarak bugün bu masalı kökten reddediyoruz. Modern iş dünyasında kurallar değişti. Artık şirketler sadece “en zeki” veya “en hırslı” olanı değil, “güvenilir” olanı arıyor.
Kariyer planlaması yolculuğu, 100 metrelik bir sprint değil, kilometrelerce süren bir maratondur. Kısa vadede dirsek atarak öne geçenler olabilir; ancak bitiş çizgisini göğüsleyenler, arkasında yanmış köprüler değil, sağlam dostluklar bırakanlardır. İyi insan olmak, “saf” olmak demek değildir. Bu, etik değerlere sahip olmak, adaletli davranmak ve “kazan-kazan” ilkesine inanmak demektir.
Bu analizde, karakterin bir “yumuşak karın” değil, en sert “rekabet avantajı” olduğunu konuşacağız. Neden toksik dehaların yerini, duygusal zekası yüksek liderlerin aldığını inceleyeceğiz. İyiliğin, sadece vicdani bir rahatlık değil, aynı zamanda matematiksel bir “kariyer yatırımı” olduğunu göreceksiniz.

Unutmayın, CV’niz sizi mülakata sokar, yetenekleriniz işe aldırır; ama karakteriniz sizi o şirkette tutar ve yükseltir. Hazırsanız, o eski “kurtlar sofrası” zihniyetini bir kenara bırakıp, “değer odaklı” yeni nesil kariyer anlayışının kapılarını aralayalım. Çünkü gerçek başarı, yastığa başınızı koyduğunuzda hissettiğiniz huzurla, banka hesabınızdaki rakamların dengelendiği yerdedir.
Güven Sermayesi: Yetenek Açar, Karakter Tutar
İş dünyasının en geçerli para birimi Dolar veya Euro değil, “Güven”dir. Bir çalışan olarak ne kadar yetenekli olursanız olun, eğer yöneticiniz veya ekip arkadaşlarınız size güvenmiyorsa, kariyerinizde bir “cam tavana” çarparsınız. Güven, teknik becerilerle değil, tutarlılık, dürüstlük ve nezaketle inşa edilir. Bir hata yapıldığında “Ben yaptım” diyebilen, başarı kazanıldığında “Biz yaptık” diyebilen kişi, her zaman parmakla gösterilir.
Zeki ama “toksik” çalışanlar, kısa vadede şirkete para kazandırabilir. Ancak Netflix, Google gibi dev şirketlerin İK politikaları artık çok net: “Toksik dehalara yer yok.” Çünkü bu kişiler, bir birimlik katkı sağlarken, ekibin geri kalanının enerjisini on birim düşürürler. İyi bir insan olmak, ekibin “psikolojik güvenliğini” sağlar ve bu da inovasyonun temelidir.
Kriz anlarında kimin arandığına dikkat edin. İşler sarpa sardığında, insanlar “en kurnaz” olanı değil, “en sağlam duruşlu” olanı ararlar. Sırtınızı yaslayabileceğiniz, sözünün eri bir profesyonel olmak, sizi vazgeçilmez kılar. Bu güvenilirlik, kriz dönemlerinde işten çıkarmalar yaşanırken sizi koruyan “görünmez kalkan”dır.

İyi insan, Şeffaflık ve Yetenek İlişkisi!
Şeffaflık, iyi insanın en büyük silahıdır. Gizli ajandası olmayan, manipülasyon yapmayan ve bilgiyi kendine saklamayıp paylaşan kişiler, organizasyon içinde “bilgi akışının” merkezi olurlar. Herkesin çalışmak istediği o kişi olduğunuzda, terfi fırsatları size “kovalamanız” gerekmeden gelir.
Sonuçta, yetenek öğrenilebilir. Kod yazmayı, bütçe yapmayı veya sunum hazırlamayı öğrenebilirsiniz. Ancak “karakter” kolay kolay değişmez. İşverenler de bunun farkındadır. Bu yüzden, karakteri sağlam, öğrenmeye açık “iyi” adaylar, egosu yüksek “uzmanlara” giderek daha fazla tercih edilmektedir.
Networking Değil, Bağ Kurmak: Çıkardan Öteye
“Networking” kelimesi çoğu zaman itici gelir çünkü aklımıza kartvizit dağıtan, sahte gülümsemeli ve sadece “işine yarayanla” konuşan tipler gelir. Oysa iyi bir insan için networking, “insan biriktirmek“tir. Bu, bir çıkar ilişkisi değil, bir “değer paylaşımı”dır. Birine yardım ederken “Bunun bana dönüşü ne olur?” diye hesap yapmamaktır.
Adam Grant’ın meşhur “Vericiler ve Alıcılar” teorisinde olduğu gibi; iş dünyasında en tepede yer alanlar “Vericiler”dir (Givers). Çünkü onlar, çevrelerindeki insanların başarılı olmasına yardım ettikçe, devasa bir “gönül borcu” ağı örerler. Bir gün yardıma ihtiyaç duyduklarında, arkalarında koca bir ordu bulurlar.
İtibarınız, siz odada yokken hakkınızda konuşulanlardır. İyi niyetli, yardımsever ve nazik biri olarak tanınmak, sizin için çalışan en güçlü PR çalışmasıdır. Sektörler küçüktür. Bir önceki işinizde stajyere nasıl davrandığınız, bir sonraki işinizde karşınıza “referans” olarak çıkabilir.

Gerçek bağlar kurmak, dinlemeyi bilmekten geçer. Sadece kendi anlatacaklarına odaklanan değil, karşısındakinin derdini, hedefini anlamaya çalışan kişi “iyi” bir iletişimcidir. Bu empati yeteneği, sizi müşterilerinizle, tedarikçilerinizle ve rakiplerinizle olan ilişkilerinizde 1-0 öne geçirir.
“Süper Bağlayıcı” olmak, iyi insanların doğal yeteneğidir. İki farklı insanı, hiçbir çıkar gözetmeden “Siz tanışmalısınız, harika işler yapabilirsiniz” diyerek bir araya getirmek, iş dünyasındaki en büyük güç gösterisidir. Bu cömertlik, sizi ekosistemin merkezine yerleştirir.
Liderlikte “İyi İnsan” Olmak: Zayıflık mı?
Eskiden liderlik; masaya yumruğunu vurmak, bağırmak ve korku salmakla eşdeğerdi. Ancak bugünün yetenekli çalışanları, bu tür yöneticilere tahammül etmiyor. Yeni nesil liderlik; “Hizmetkar Liderlik” (Servant Leadership) kavramıyla tanımlanıyor. Yani liderin görevi, ekibine hizmet etmek, onların önündeki engelleri kaldırmak ve potansiyellerini parlatmaktır.
İyi bir insan olan lider, empati kurar. Çalışanının sadece bir “iş gücü” değil, duyguları, ailesi ve zorlukları olan bir “insan” olduğunu bilir. Hastası olan çalışanına “İşleri dert etme, ailene odaklan” diyebilen bir yönetici, o çalışanın ömür boyu sadakatini kazanır. Bu sadakat, parayla satın alınamaz.
Nezaket, zayıflık değildir. Tam tersine, zor kararları (işten çıkarma, bütçe kesintisi vb.) bile insan onuruna yakışır şekilde, şeffaflıkla ve saygıyla yönetebilmek büyük bir güçtür. Kaba olmak kolaydır; zor zamanlarda nazik kalmak ise irade gerektirir. Liderlik, bu iradeyi göstermektir.

Hata Toleransı ve Liderlik
Hata toleransı, iyi bir liderin olmazsa olmazıdır. Ekibi hata yaptığında suçlamak yerine “Buradan ne öğrendik?” diyebilmek, korku kültürünü yok eder. Korkunun olmadığı yerde yaratıcılık yeşerir. İnsanlar “Ya kızarsa?” diye düşünmediklerinde, en çılgın ve en kârlı fikirlerini masaya koyarlar.
Ayrıca “iyi insan” liderler, koltuklarına yapışmazlar. Kendi yerlerine geçecek liderler yetiştirmekten korkmazlar. Bilgiyi paylaşır, mentorluk yapar ve ekibinin başarısını kendi başarısının önüne koyarlar. Paradoksal olarak, başkalarını yükselttikçe kendileri de daha hızlı yükselirler.
Uzun Vade: Kariyer Bir Sprint Değil, Maratondur
Kısa vadeli kurnazlıklarla bir satışı kapatabilir, bir terfiyi kapabilir veya bir projeyi “kurtarabilirsiniz”. Ancak kariyer 30-40 yıllık bir yolculuktur. Bu yolculukta “kısa yollar” (shortcuts), genellikle uzun vadeli çıkmaz sokaklara çıkar. Etik dışı bir kazanç, yıllarca inşa ettiğiniz itibarı 5 dakikada yerle bir edebilir.
İş dünyasında “Karma” gerçek bir olgudur. Bugün ayağına çelme taktığınız kişi, yarın iş başvurusunda bulunduğunuz şirketin CEO‘su olabilir. Veya bugün yardım ettiğiniz o genç, yarın size yatırım yapacak kişi olabilir. Hayat, hesaplanamayacak kadar karmaşık bir tesadüfler ağıdır ve “iyilik” bu ağdaki en güvenli yatırımdır.
Stres yönetimi ve akıl sağlığı açısından da “iyi insan” olmak stratejiktir. Entrika çevirmek, yalanı sürdürmek veya sürekli savunmada olmak inanılmaz bir zihinsel enerji tüketir. Oysa dürüstlük, sadelik getirir. Ne söylediğinizi hatırlamak zorunda kalmazsınız. Bu zihinsel berraklık, işinize daha iyi odaklanmanızı sağlar.
Başarı tanımınızı güncelleyin. Sadece banka hesabınızın doluluğu veya kartvizitinizdeki unvan başarı değildir. Başarı; saygı duyulan, aranan, özlenen ve güvenilen biri olmaktır. Emekli olduğunuzda veya bir şirketten ayrıldığınızda, “İyi ki gitti” denilen değil, “Keşke gitmeseydi” denilen kişi olmaktır.

Sonuç: İyi İnsan Olmak ve Liderlik
Son olarak, “Miras” kavramını düşünün. Arkanızda nasıl bir iz bırakmak istiyorsunuz? İnsanların hayatına dokunan, onlara ilham veren ve kariyerlerinde olumlu bir iz bırakan biri olmak, en büyük tatmindir. Kariyeriniz, sadece kendiniz için değil, dokunduğunuz hayatlar için de bir anlam ifade etmelidir.
İyi insan olmak ile başarılı bir kariyer yapmak, birbirine zıt kavramlar değildir; tam tersine, birbirini besleyen, güçlendiren ve sürdürülebilir kılan bir bütündür. Kötülerin kazandığı hikayeler sadece filmlerde veya kısa vadeli borsa spekülasyonlarında olur. Gerçek dünyada, sürdürülebilir zirve, karakterli profesyonellerin yeridir.
kariyeryol.com olarak tavsiyemiz şudur: Stratejinizi “kurnazlık” üzerine değil, “karakter” üzerine kurun.
İşinizi en iyi şekilde yapın, çok çalışın, kendinizi geliştirin; ama tüm bunları yaparken “insan” kalmayı, bir “merhaba”yı esirgememeyi ve elinizden geldiğince başkalarının yolunu aydınlatmayı unutmayın. Çünkü zirve, ancak vicdanınız rahatsa manzarası güzel olan bir yerdir.